Ana Sayfa Künye Yayın Akışı Foto Galeri İletişim
Başkandan Haberler Videolar Dergiler Kamu İhale Kurumu ( KİK )
Yeni Kayıt Üye Giriş
15/12/2011 - 12:33 tarihinde, saatinde eklendi
ÇOCUK DOSTU BELEDİYECİLİK
Doç. Dr. Müslim AKINCI

 

Çocukluğumda şehiriçi minibüse bindiğimde neden koltuklarda hep büyüklerin oturduğunu, eğlenmek için illa ki bayramları mı beklemek gerektiğini; sokakta yatan çocuklara neden bir barınak verilmediğini; büyüklerimizin bizi ilgilendiren kararlarda (bizi madden var, fikren yok bir konumda görüp) neden düşüncemizi almadığını kendi kendime sorar dururdum. Bu sorgulamam hala sürüyor.
 
  Nedense “çocuk” dendiğinde kendisine “yarının büyüğü” olarak bakılan, şimdiki zamanın bireyi ve yurttaşı olarak görülmeyen, hakları ertelenmiş bir varlık akla geliyor.  Tabii, bu yaklaşımın gerisinde yüzyılların toplumsal yargıları, yetişme tarzı ve algıları yatıyor. Oysa çağdaş dünya artık “çocuğa” hakları ve sorumluluklarıyla özel bir yer vermekte; onu “nesne” olarak değil “özne” olarak görmektedir. Yeni yönetimin paradigması, çocuk anlayışı ve algılayışı da bu doğrultuda evrilmektedir. Başta devlet olmak üzere, çocuklara yönelik hizmet veren kişi ve kurumlar artık “sorun odaklı” yaklaşımdan “çocuk odaklı” bir yeniden yapılanma sürecine çoktan girmiş durumdadır.
 
Doğum öncesinden yaşam sonrasına kadar olan süreçte hayatımızın içinde olan yerel yönetimlerin de çocuğa dair yapacağı şeyler vardır. Gelinen noktada, yerel uygulamalarda çocuğu haklarıyla ve varlığıyla tanıyan ve önemseyen, ona değer veren bir yaklaşım eksikliğinden söz edilebilir. Çocuklar kendileri düşünülmeden oluşturulmuş şehir mekânlarında, kendilerini önemsemeyen bir sistemin içinde büyümeye ve kendilerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bütüncül yaklaşım yerine palyatif türden küçük iyileştirme çalışmaları onlara dair sorunların çözümüne ulaşmada yetersiz kalmaktadır.
 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 27. özel oturumunda[2] kabul edilmiş olan “Çocuğa Uygun Bir Dünya” (A world fit for children)Öneri’sinde devletin ve mahalli idarelerin ödev ve sorumlulukları sergilenmektedir. Buna göre çocuğa uygun bir dünya yaratırken atılması gereken adımlar:
 
  Çocukla ilgili her türlü kararda onun en iyi yararının (best interest)  öncelikle düşünülmesi ve çocuğun önplana alınması gerekir.
 
‘Çocuğa’ yatırım yapılmalı. Çocuk sahip olduğu akıl, sezi ve potansiyel geleceğiyle en büyük hazinedir. Yoksulluğun ve yoksunluğun yarattığı tutsaklığın zincirini kırarak ona imkân tanınırsa, o büyük güç kendini ispatlayacaktır.
 
Hiçbir çocuk geri plana itilmemelidir. Cinsiyet ayrımcılığı özellikle kız çocukları üzerinde köreltici etkiye sahiptir. Dünyaya gelirken tamamen eşit olan kız-erkek çocukları arasında toplumsal ve kamusal yaşamda hissettirilen ayrımcı uygulamalar cinsiyetlerarası denge terazisini baştan bozmaktadır.
 
Çocuk mümkün olan en iyi yaşam koşullarında bakılıp büyütülmelidir. Sağlık ve beslenme konusundaki eksiklikler hızla giderilmelidir.  Çocuğun ruhsal olarak dinç, fiziken sağlıklı, duyuşsal özelliği itibariyle güven veren, sosyal olarak da elverişli koşullarda bakılıp büyümesi sağlanmalıdır.
 
Her çocuğun eğitim hakkı vardır. Eğitimde cinsiyet eşitsizliği (gender disparity) yaratan her türden maddi, sosyal ve hukuki engeller kaldırılmalıdır.
 
Çocuk her türden şiddet ortamından uzak tutulmalıdır. Kırılgan ve algıda hassas bir yapıda olan çocuk, etkileri yaşamboyu sürecek travmalara maruz bırakılırsa bir bakıma sürekli onarım ve desteğe muhtaç bir insan yaratılmış olur. Bu nedenle özellikle silahlı çatışma bölgelerinde, askeri işgal sahalarında ve yüksek gerilim yaşanan diğer ortamlardan mümkün oldukça uzak tutulmalı, güvenli ortamlara taşınmalıdır.
 
Çocuk, AIDS, HIV ve diğer bulaşıcı hastalıklardan uzak tutulmalı; bulaşmış olanlar için de etkili sağıltım imkânları seferber edilmelidir.
 
Çocuğun kamusal karar sürecine dahil edilmesi sağlanmalıdır.
 
Çocuğa temiz bir çevre sunulmalıdır. Bu sorumluluk sadece şimdiki kuşaklar için değil, gelecek kuşaklar için de hatırdan uzak tutulmamalıdır. Bu amaçla merkezi ve mahalli idareler eşgüdümlü biçimde çalışmalıdır.[3]
 
İç hukukumuzda yerel yönetimlere çocuklarla ilgili ödev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Yerel yönetimlere gerek özel kanunlarda (5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı B.Şehir Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu), gerekse ilgili diğer mevzuatta ve benim de hazırlanma sürecine katkı sunduğum I.Türkiye Çocuk Hakları Stratejisi  2012-2016 belgesinde çocuk hakları ile ilgili önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. 20 Kasım 1989’da imzalanan ve Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuklara özgü hukukun ve yeni bir toplumsal anlayışın oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu temelden hareketle çocukların yaşama, sağlığını koruma ve gelişme, çocuğun yüksek yararı, ayırımcılık gözetmeme ve katılım hakları öne çıkan kolektif değerler olarak kabul edilmektedir. Çocuğun temel yararına öncelik verilerek doğuştan getirdiği yetenekleri nitelikli bir eğitimle geliştirmesi, maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirmesine imkân tanınması, güçlük durumunda korunması, kendisini ilgilendiren konularda görüşüne başvurulması, kendisine karşı etnik, ekonomik, sosyal, cinsiyete dayalı vb nedenlerle ayrımcılık yapılmaması, büyüme çağı boyunca sahip olduğu haklarını öğrenmesi, ve yaşama geçirilmesini istemesi onun en temel hakkı olarak görülmektedir.  Sıklıkla karşılaştığımız uyuşturucu kullanımı, sokakta çalışan çocuklar, dilencilik, cinsel istismar ve sömürü, çocuk suçluluğu, aile içi şiddete maruz kalan çocuklar ve diğer sorunların çözümü ve önlenmesi konusunda yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir.
 
  Bunun için “çocuk dostu bir belediyecilik” (Child Friendly Municipality) anlayışının harekete geçirilebilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda neler yapılabilir (?) diye sorulduğunda:
 
Çocuğun katılım hakkı gereğince “çocuk”ların yaşadıkları mekâna ilişkin talep ve görüşlerini o mekânı yönetenlere iletebilme yollarının açılması gerekir. Belediye meclislerinde çocuğu ilgilendiren hususlar karara bağlanmadan önce onların görüş ve düşüncelerini yansıtmaları sağlanmalıdır.
 
Mahalli idarelerin kent yönetimine ilişkin kararlarının çocuğun yüksek menfaati çerçevesinde çocuk etkisi analizi (Child Impact Assesment)yöntemiyle irdelenmesini gerekir. Kararların çocuk bakımından yaratacağı psikolojik, sosyal, kültürel, hukuki, ekonomik, politik ve stratejik etkiler uzmanlar tarafından istişare edilerek değerlendirilmeli, olası aykırılıklar ayıklanarak çocuk haklarıyla uyumlu duruma getirilmelidir. Özellikle şehir planlaması ve altyapı projelerinin hayata geçirilmesine dair kararlarda büyük bir duyarlılıkla analiz yapılmalıdır.
 
  Çocuk ombudsmanlığı kurularak, yargı ve toplum önünde onun haklarını savunmaya yardımcı olabilecek, hak ihlalleriyle etkili mücadele edebilecek bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır.
 
Çocuk sağlığı konusunda eğitimin yaygınlaştırılmasına çalışılmalı; önleyici sağlık hizmetlerine önem ve öncelik verilmeli; imkânı kısıtlı bölgede yaşayan çocukların sağlığını tehdit edebilecek enfeksiyonlarla mücadelede geç kalınmamalıdır.
 
İlköğretimden başlanarak toplumun her kesimine yönelik “cinsiyet eşitliği”ne dair bilinç dönüşümünü sağlayıcı eğitim programları uygulanmalıdır.
 
Yerel çocuk hakları stratejik (eylem) planı hazırlanarak uygulamaya geçirilmeli; proaktif çocuk hakları izlencesi ile hedefler somutlaştırılmalıdır.
 
Çocuk hakları ile ilgili Uluslararası kuruluşlarla sürekli temas sağlanarak, ilerlemeci bir işbirliği için zemin hazırlanmalıdır.
 
Sonuç
 
Hakları ve özgürlükleri ile başlı başına bir varlık olan çocuklar için mahalli idarelerimizin çok önemli görev, yetki ve sorumlulukları bulunmaktadır. Sunduğu hizmet ve sahip olduğu sorumluluklarla günlük yaşamımızın içinde yeralan belediyelerin çocuk haklarını uygulamaya geçirmek üzere çocuk dostu projelerle bir an önce harekete geçmesi gerekir. Belediyelerin üstlendiği çocuğa dair ödevlerin çoğu mali olanakların verdiği imkânla da ilgili olmayıp, cesur bir “zihniyet değişimi”ni gerektirmektedir. Bunu gerçekleştirmek için muhtaç olunan kudret, damarlarımızdaki insancıl asil kanda mevcuttur.
 
 


 ([1]) Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi; muslumakinci@gmail.com
[2] Resolution adopted by the General Assembly [on the report of the Ad Hoc Committee of the Whole (A/S-27/19/Rev.1 and Corr.1 and 2)]
Diğer Yazıları
ÇOCUK DOSTU BELEDİYECİLİK
Güncel Videolar
Zonguldak Valiliği
Yozgat Valiliği
Yalova Valiliği 2
Yalova Valiliği
Van Valiliği
Yerel Seçim Sonuçları
Hava Durumu
ISTANBUL
Piyasa Verileri
ANA SAYFA KÜNYE İLETİŞİM
Mahalli İdareler Haber ® 2011 -- Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir
Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat