Tamer Uysal

Yerel Yönetimlerde Hizmet Kalitesi

Mahalli İdareler Haber Sitesi
1.GİRİŞ
            Halkın kaliteli, güvenilir, etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde mal ve hizmet alabilmesinde “demokrasi”nin ve “demokratik değerlerin” büyük rolü vardır. Demokrasi, halkın yönetimde söz sahibi olması anlamına geldiğine göre, yerel mal ve hizmetlerin verilmesinde “yerel halkın” etkinliği önemlidir.
            Yerel yönetimlerin uyguladığı hizmetlerin etkinliği açısından sosyal hizmetler ve buna bağlı yapılan çalışmalar, halk tarafından yerel sorumluluk olarak da kabul görmektedir. Sağlık, eğitim, çevre, işsiz ve kimsesizlere yardım, meslek edindirme, ulaşım, engelli vatandaşlara farkındalık oluşturmak, altyapı hizmetleri, sosyo-kültürel hizmetler bunlardan bazıları olarak sayılabilir.
            Hizmetlerin verilmesinde, yerel birimlerin verdiği kararlar kadar, yerel halkın ihtiyaçları ve istemleri ön plandadır. Hizmetlerin halka ulaşımında ve halkın memnuniyetinin ölçümünde etken olan noktalardan biri de “yerel halkın yönetime katılımı”nın sağlanabilmesidir. Bu bağlamda çalışmada, 21. yüzyılda hizmet kalitesinin arttırılması çerçevesinde, halkın katılımı ve demokrasi anlayışı tartışılmaya çalışılacaktır.
           
2.YEREL YÖNETİMLER VE HİZMET UYGULAMALARI
            Yerel yönetimler, hizmet uygulamalarını çeşitlendirirken, karşı karşıya kaldıkları güçlükleri çözmek amacıyla, orta ve uzun vadeli strateji planları oluşturmaktadırlar. Bu gibi planların ışığında yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri kentsel altyapıyı elden geçirebilmek için dünya çapında etkinlikler düzenlemekte ya da istihdam olanaklarını girişimcilik temelli sanayilerden bilgisel temelli sanayilere kaydırmaktadırlar. Bunlardan Birmingham, Amsterdam, Lyon, Lizbon ve Barselona, stratejik planların yardımı ile kentsel dönüşüm tasarılarını “halkın katılımı”[1] ile destekleyen örnek kentlerdendir.
Kent planlamasında, merkezi kamusal bir otoritenin, kentlerin gelişiminin nasıl olması gerektiğini önceden öngörebileceği, bugünkü durumu oldukça gerçekçi bir biçimde tespit edilebileceği, öngörülen geleceğe nasıl ulaşılacağını formüle edilebileceği varsayımı vardır. Kentlerin gelişimi, planlamalarının kararlı ve doğru bir biçimde yapılmasına bağlıdır[2]. Konut ve konut sorunu kent ve kırsalda önemlidir. Modernleşme süreci ile birlikte kırsaldan kentlere doğru yaşanan göç hareketi konut ihtiyacının artmasına neden olmuştur. Kırsal alandan kentsel alana gelenlerin en acil ihtiyaç duydukları şeylerin başında karnını doyurabilecek bir iş ve ondan sonra ise barınma ihtiyacı gelmiştir. Kentleri yenileme faaliyetleri kendi içinde çeşitlilik arz etmektedir. Örneğin, kentsel yenileme ve kentlerin ayakta durabilecek hale getirilmesi “kentsel canlandırma”; tarihi, mimari, kültürel değer taşıdıkları için belli bir plan dahilinde onarmaya “kentsel koruma”; kendisinden beklenen işlevi yerine getiremeyen bir alanın yıkılıp tamamen yeniden inşa edilmesine ise “kentsel yeniden geliştirme”[3] denilmektedir. Kentsel toprak politikalarının değerlendirilmesi ve vergilendirilmesi mal ve hizmet üretiminde etkinlik adına mali açıdan gelir olarak yansıyacaktır.
            Belediyeler, mahalli müşterek olmak kaydıyla, imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı, coğrafi ve kent bilgi sistemleri, çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans, şehir içi trafik, defin ve mezarlıklar, ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar, konut, kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, sosyal hizmetler, nikah, mesleki eğitim[4] gibi hizmetleri birebir yerel halka vermekle yükümlüdür.
Eğitimin etkin olarak verilebilmesinin başlangıç noktası olan  okul öncesi eğitim kurumlarını belediyeler açabilmektedir. Okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir, her türlü araç gereç ve ihtiyaçlarını karşılayabilir, sağlıkla ilgili tesisler kurabilir ve işletebilir, kent tarihi bakımından önemli mekanların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir, öğrencilere, amatör spor kulüplerine malzeme verir ve gerekli desteği sağlar, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren derece alan sporculara belediye meclisi kararı ile ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.[5]
            Yerel yönetimler, yerel halkın daha iyi yaşam düzeyine kavuşması, ilin, ilçenin ve köylerin daha güzel, daha yaşanabilir ve daha sorunsuz hale gelmesi için ekonomik girişimlerde bulunmalı ve yerel yönetimler bu girişim türünü ve modelini kendileri belirlemelidirler. İl, ilçe ve köy yönetimlerinde alternatif mal ve hizmet üretimi anlayışı oluşturulmalı, belli konularda halkın görüşü alınarak bu modeller uygulanmalı ya da geliştirilmelidir. Yönetim süreci içerisinde, yerel hizmetlerin etkin ve verimli bir biçimde ortaya konulması için örneğin, belediyelerin kendi iç dinamiklerini bilgi ve bilgi teknolojileri ile donatmalarının yanında, belediyeler arası bilgi ve bilgi teknolojileri transferleri ile yerel halka dengeli, isteğe uygun, güvenilir, kaliteli hizmetin yolları aranmalıdır.[6]
            Kamu yönetiminde değişme ve yeniden yapılanma arayışlarında örgütsel ve mali yapı, süreç, personel, yurttaş-yönetim ilişkisi gibi birçok farklı boyut hem merkezi hem de yerel yönetim alanında tartışılmakta ve bu yönetim alanları yeniden şekillenmektedir[7]. Halkın katılımı burada önem kazanmakta ve vatandaşın istek, beklenti ve çıkarları çerçevesinde kamu politikalarının tasarlanması yine kamu hizmetlerinin de bu çerçevede sunulması gerekmektedir. Halkın katılımı ile daha kaliteli, daha katılımcı, vatandaşın istek ve beklentilerine daha duyarlı bir yönetimin oluşumunun gerçekleşmesinin daha kolay olabileceği sürekli olarak değerlendirmeler arasındadır. Yerel yöneticilerin belirlenmesi ile halkın bu konudaki görevinin bittiği arasındaki düşünce paradoksal bir yapıyı karşımıza çıkarmaktadır. Oysa, yerel yöneticilerini belirleyen halk, yerel mal ve hizmetin sunumunda katılımcı olarak, karşılıklı eşgüdüm içinde ihtiyaçların daha doğru kararlarla sunumuna destek olmalıdır. Kentlerde de, kırsalda da yerel halk yöneticilerini belirledikten sonra kendileri adına oluşturulan kamu politikalarının denetimini de yapabilmeleri hizmet anlayışının kalitesi olarak karşımıza çıkacaktır. Kentlerdeki ve kırsaldaki farkındalık oluşturabilecek hizmetler “halkın yönetime katılımı” ile hız kazanabilecektir.
3.KENTSEL HİZMETLER VE ETKİNLİK
Kent yaşamı ve kentsel hizmetler ile ilgili ilk kuramsal çalışmalardan birini yapan Alman sosyolog George Simmel “Metropolis ve Modern Yaşam”[8] konulu çalışmasını 1903 yılında ele almıştır. Kentlerde yaşamın hizmet kalitesi ile doğru orantılı olarak gelişebileceğini ve kentsel hizmetlerde halkın etkin olması gerektiğini sosyolojik verilerle ortaya koymaya çalışmıştır.
Kentli olmak Wirth’in gözlemlerine göre, “…Kentlerin insanların toplumsal yaşamları üzerindeki etkileri, kentli nüfus oranının işaret ettiğinden çok daha büyüktür. Kentler, yalnızca modern insanın evi ve işyeri değil aynı zamanda kentli olarak adlandırılan insanları kozmos oluşturacak şekilde biraraya getiren ekonomik, siyasal, kültürel yaşamın komuta merkezidir”[9] demektedir.
Kentler, nüfus bakımından yoğun olan alanlardır. Demograflara göre,[10] nüfus belli maddi özellikleriyle tanımlanan bir bireyler topluluğudur. Nüfus, bir etkileşim sistemi olarak tanımlanan topluluktan farklılık göstermektedir. Yerel anlamda nüfus bu bakımdan önem taşımaktadır. Çünkü yerel halkın birbirleri ile olan ilişkileri, etkileşimleri, birlik ve beraberlikleri yerelle özdeşleşen durumları “katılımın gücü” açısından da önem taşımaktadır. Kentsel hizmetlerin denetiminde, performansın ölçülmesi ve standartlara uygunluğunun tespiti yetkili kişiler aracılığı ile yapılsa da, halkın katılımı ile oluşturulacak denetimlerin performansı arttırabileceği imgelenmektedir. Kentlerdeki hizmetlerin halkın ihtiyaçlarına uygunluğunun tespitinde aynı zamanda halkın denetimi önemli bir “geri bildirim halkasını”[11] oluşturabilecektir.
Kentlerdeki klasik anlamdaki mal ve hizmet üretiminin yanında, daha spesifik olan özellikle günümüzde örneğin, kentlerin afet politikalarına ve yönetimine ihtiyacı bulunmaktadır. Afetlerde kırılganlık, duygusal ve fiziksel olarak zarara veya saldırıya yatkın olma durumudur. Bir kentin kırılganlığı, bir bütün olarak kentin veya bu kentte yaşayan insanların fiziksel ya da duygusal olarak zarar görme veya yaralanma ihtimali şeklinde tanımlanabilir[12].Afet planlanmasında, kentin risk haritalarının çıkarılması, risklerin bertaraf edilmesi ve risklerin azaltılması, risklerin dağıtılması[13]olarak sıralanabilir. Halkın bu konudaki duyarlılığı ve yönetime bu bakış açıları ile katılmaları aynı zamanda kentlerdeki can ve mal güvenliğinin değişik bir perspektiften ele alınmasını da sağlamış olacaktır.
4. KIRSAL HİZMETLER VE ETKİNLİK
George Simmel, küçük kasabalarda ve köylerde “alışkanlıklara dayalı, sakin ve akıcı yaşam tarzı”[14] ile yerel halkın kırsal hizmetlerle daha yakından ilgilendiğini ve katılımın güçlendiğini ileri sürmüştür.
Cami, okul, otlak, yaylak, bataklık gibi orta malları bulunan, toplu ya da dağınık evlerde oturan insanlar bağ, bahçe ve tarlaları ile birlikte köyleri oluştururlar[15]. Köylerde yaşayan yerel halkın ihtiyaçlarının karşılanmasında mecburi ve ihtiyari mal ve hizmetin verilmesinde katılım etkinliğin unsurlarındandır. Özellikle köylerdeki imece usulü “katılım” açısından değerli bir oluşumdur. Köyün gelişmesine, güzelleşmesine, tanıtımının yapılmasına yerel halkın etkinliği farkındalık sağlayabilecektir.
Köylerde, köy derneği aracılığı ile köylünün doğrudan yönetime katılımı gerçekleşmektedir. Bu yüzden doğrudan demokrasinin[16] yerel yönetimler bağlamında uygulanmasına örnek teşkil etmektedir.
Yerel birimler, kırsalın avantajlı yanları ile kentlerin istenir yanlarını biraraya getirerek, bir taraftan modern imkanların bulunduğu bir mekan oluşturmak, diğer taraftan kırsal alanın sessiz ve temiz alanına kavuşmak olarak ortaya koymaktır[17].
Yerel yönetimler, bir yandan mevcut hizmetleri daha iyi ve daha yaygın sunmak zorunda kalırken, öte yandan da yeni ve farklı hizmetlere olan talebi karşılamaya çalışmaktadır. Yerel yönetimler sadece kentlerin değil, aynı zamanda kırsalında mekânsal olarak sağlıklı ve planlı olarak gelişmesini sağlamak, yerel hizmetler içinde tüketicinin seçeneklerini arttırmak, katılımcılığı özendirme, hizmetleri etkin ve sürekli bir biçimde sunmak, halka dönük hizmet sağlamak, iç denetimi güçlendirmek gibi konulara da artan bir biçimde ağırlık vermeleri gerekmektedir[18]. Tüm bunlar, yerel yönetimlerde etkinlik olgusunu ön plana çıkarmaktadır. Yerel yönetim-kırsal ilişkisinde etkin ve verimli hizmet sunumu için, yerel yönetimlerin küresel gelişmeler sonucunda ortaya çıkan yeni yaklaşımlar ve yapılanmalarla uyumlu hale gelmesi gerekmektedir. Yerel yönetimlerin yönetim anlayışı, kent mekanları kadar kırsal mekanları da etkilemekte aynı zamanda gelecekleri ile ilgili vizyonların nasıl ortaya konulup konulamayacağını tartışmaya açmaktadır. 
5. YEREL HALKIN KATILIMI VE ETKİNLİK
Yerel halkın katılımında anahtar sözcük “demokrasi”dir. Demokrasi, “kim yönetecek?” sorusuna halka imkan ve cesaret vererek seçilmişlerle birlikte yönetimdir der. Burada önemli bir soru “halk kimdir?” “halk nasıl yönetir?” ve “halk için yönetimin sınırları nerede sona ermektedir?”[19] bu üç unsur mal ve hizmet üretiminde katılımın tanımlanmasında önem taşımaktadır. Yerel halk, yerel sınırlar içindeki nüfusun tamamını içine almaktadır. Yerel halk dediğimiz zamanda birbirine eşit bireylerden meydana gelen topluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yerel halkın kendisini yönetmesi başta temsilcilerini belirlemek ile başlamaktadır. Yerel yönetimler adına seçilen temsilciler yine yerel halk adına karar vermekte ve yönetim işlerini üstlenmektedirler. Yerel halkın temsilcilerini seçtikten sonra yönetimin verdiği kararları, yürüttükleri politikaları, yerel halkın istem ve arzularını yansıtmaları önem taşımaktadır. Yerel halkın bu istem ve taleplerinin yerine getirilmesinde denetlemek ve etkinlik sağlamak “yerel halkın katılımı” olarak “katılımcı demokrasi”[20] anlayışı ile kurumsallaşabilecektir. Yerel halkın katılımının sınırları neler olmalıdır? Bireylerin yer alabileceği yasal ve siyasal çerçevenin içinde inisiyatiflerini kullanabilecekleri bir alandan bahsedilebilir.
Yerel halkın katılımında oy kullanmak ilk adım olarak karşımıza çıkmaktadır. Yerel seçmenin beklentileri ve ihtiyaçlarının karşılanması oy vermelerinde etkin bir unsur olarak belirlenmektedir. Sosyolojik olarak seçmen davranışlarına bakıldığında, toplumdaki sosyal bölünmüşlük ve oy verme davranışı da bireylerin ait oldukları sosyal kimliklerin siyasal kimliklere yansımasıdır. Seçmenler, küçük yaşlarda aile ve çevrenin etkisi altında gerçekleşen sosyalleşme sürecinde kazandıkları siyasal tutumlar ve ideolojik yönelimlerin oy verme davranışı üzerinde etkili olduğu vurgulanmaktadır.[21] Oy verdikten sonra “yerel halkın yönetime katılımı” ikinci bir adım olarak üzerinde durulması gereken bir konudur.
Yerel halkın katılım performansı, demokratik kriterlerin halk tarafından uygulanabilmesi ile ilintilidir. Bunlardan önemli olarak kabul gören durum, halk tarafından yönetim ve halk için yönetim biçimindeki iki amaç arasındaki denge ihtiyacıdır. Bu halk katılımı ve halkın çıkarına uygun yönetimin rekabet halindeki erdemleri arasındaki oluşuma ışık tutar. Yerel halkın, kendi yararlarına olan hizmet ve mal akışının oluşunda yardımcı olabilecek zamana, olgunluğa ve anlayışa sahip olmalarının gerekliliği üzerinde durulmaktadır.[22]
Yerel halkın katılımının yaygınlaşması ve hizmetlerin kalitesinin yükselmesinde herkesi birleştiren “yerel ihtiyaçların ortak olmasıdır” burada önemli olan “bütün insanlar eşittir”[23] o zaman yerelde de eşit şartlarda mal ve hizmetin yerel halka ulaştırılabilmesidir. Yerel hizmetlerin verilmesinde amaç, yerel halk arasında eşitliği pekiştirmek ve geliştirmektir. Buradaki eşitlik felsefesinde, psikolojik bir önem üzerinde durulmaktadır. Yerel hizmetlerin verilmesinde de yerel halkın eşit sayılması, eşit tutulması ve eşitlik sorunu oluşturmadan hizmetlerin verilmesi gerekmektedir.
Halkın yerel yönetimlere katılımı “hesap verilebilirliğin” anlayış olarak gelişmesi ile ilintilidir. Yerel yönetimlerin katılımcığı desteklemesi için Stoker’in ilkelerinden yararlanılabilir. Bunlar: [24]
-Kayıtların doğru tutulması ve bunların teyidi,
-Bilgi vermenin zorunlu kılınması,
-Sorumlu kişilerin belirlenmesi,
-Sorumlu kişilerin yaptıkları ya da yapamadıklarının gerekçeleri ile açıklanması,
-Hizmet ya da mal üretimindeki olumsuzluklarda sorumluluk alınması,
-Teşekkürü ya da olumsuzluğu kabul etmek,
-Görevin liyakatla yapılması ve hizmet alanlarındaki memnuniyete  bakılması olarak sıralanmıştır.
Yerel yönetimlerin yerel halk ile koordinasyon içinde yani işbirliğini süreklilik haline getirerek mal ve hizmet üretimine gitmesi yerel halkın aldığı hizmet etkinliğinin de artmasını sağlayabilecektir.
6. YEREL HALK, DEMOKRASİ VE KATILIM
            Yerel halkın mal ve hizmet ile ilgili katılımı, insanların birbirini etkileyen düşünceleri ve yaşam deneyimlerinin bir bütünü olarak ele alınmaktadır. Katılımın, yetişme tarzı ile ilgili olduğunu ve çocukluktan itibaren karar verme yetisinin gelişmişliğine bağlandığını da düşünürler[25] ortaya koymaktadır.
Demokrasi, yerel halk yönetimi açısından ele alındığında, istikrar, maddi zenginlik, kamusal mal ve hizmetin süreci ve sonuçları ile ilgili hangi kararların alındığından çok, kararların nasıl alındığı ile ilgilidir. Yani yerel halkın kendisi ile ilgili alınan kararlarda etkin olabilmesidir.[26]
            Halk, bireysel varoluşun kamusal yüzüdür. Halkın bireysel özgürlüğü için zorunlu hakları olduğu belirtilmiştir. Bunlar içerisinde seyahat özgürlüğü, vicdan özgürlüğü, kanun önünde eşitlik hakkı ve mülkiyet hakkı gibi pek çok hak sıralanabilir. Yerel halkın nasıl oy kullanma hakkı var ise, aynı zamanda katılım hakkı da bulunmaktadır. Yerel mal ve hizmetin etkinliğinin denetiminde halkın katılımı “… toplumda egemen olan standartlara göre uygar bir hayatı yaşamak”[27] olarak Marshall tarafından pozitif bir hak olarak ortaya konulmuştur.
Mayhew’a göre, modern demokrasilerde görülen yeni kamuda modernitenin ayırt edici bütün niteliklerine sahip olan iletişim profesyonelleri, rasyonel hesaplama ve sistematik planlamayı kullanarak, yeni teknolojilerden yararlanarak ve kitleler içinden bireylere seslenerek yeni kamu anlayışını oluşturmuşlardır[28]. Yerel halk, bu profesyonel duruş karşısında yerel yöneticilerden, yerelde ihtiyaç duydukları mal ve hizmetin üretilmesini talep etmektedir.
Hizmet etkinliğinde demokratik bir biçimde katılım, halkın memnuniyetinin artmasını sağlayabilir, hizmetlerin kalite arttıracak biçimde rekabetini getirebilir, çalışanların işlerinin kolaylaşmasını öngörebilir, yerel birimleri esnek mal ve hizmet üretimine teşvik edebilir, gelişen teknoloji ile bilgi transferinin hızlı yapılmasını oluşturabilir, mal ve hizmet yönetiminin şeffaf, açık ve demokratik olmasını beraberinde getirebilir[29].
Yerel yönetimlerin etkin hizmet verebilmesi için nitelikli personele ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu konuda eğitim öğretim alan, uzmanlıkları yerel yönetimlerin değişik alanlarını içeren yine bu konuda liyakat sahibi personel seçimi etkin hizmetin temellerinden birini oluşturmaktadır. Sadece personel alımında değil, personelin niteliklerinin sürekli eğitimlerle günün koşullarına uyarlanması yerel halkın ihtiyaçlarının giderilmesi anlamını taşıyabilecektir. Demokratik katılımın sağlanması ve hizmet kalitesinin arttırılmasında yerel yönetimlerde çalışan personelin nitelikleri ve başarıları bu bağlamda karşımıza çıkmaktadır. Sürekli hizmet içi eğitim, personelin halka nitelikli mal ve hizmet üretebilmesinde yardımcı olacaktır. Bu tür eğitimin yararları[30]:
1. Halkın yerel yönetimlerden çeşitli ve özellikli mal ve hizmet beklentisini karşılamak,
2. Yerel yönetimler tarafından verilen mal ve hizmetin farkındalığı için, disiplinler arasında işbirliği ve koordinasyonun sağlanmasını kolaylaştırmak,
3. Yerel halkın, yüksek performans,  kaliteli mal ve hizmet isteğini desteklemek,
4. Kamu kaynaklarını yerel halka eşit hizmet anlayışı içinde sunum yapabilecek özelliklere sahip personel beklentisini sağlamak olarak sıralanabilir.
Yerel yönetimleri ve ürettikleri mal ve hizmetin kalitesi ve etkinliğini artırabilecek personel, halkın katılımcı yönünün de desteklenmesinde yardımcı olacak bir unsur olarak karşımıza çıkacaktır.
8. SONUÇ
            Demokrasi okulu olarak tanımlanan yerel yönetimler aynı zamanda demokrasinin gelişiminin sağlanabileceği yerlerdir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, yerel halkın hizmete ilişkin konularda katılımı, yerel yönetimlerin çağdaş bir biçimde kendilerini ifade etmelerine de yardımcı olabilecektir. Özellikle, belediyeler başta olmak üzere, il ve köy yönetimi ile ilgili halkın geri bildirimlerinin doğru bir biçimde tartışılması ve çözüm odaklı hale getirilebilmesi “yerel halk adına alınacak kararların etkin ve işlevsel” olmasını da beraberinde getirebilecektir.
            Günümüzde, yerel halkın hizmet anlayışına katılımı ile ilgili konular bu alanda farkındalık oluşturabilecek gerçekliği beraberinde getirebilecektir. Yerel halk, klasik olarak adlandırabileceğimiz yerel hizmetlerin yanında, 21. yüzyılda alternatif oluşturabilecek hizmetlerin neler olabileceğini istek ve ihtiyaçları doğrultusunda yerel yönetimlere değişik iletişim kanallarından kolayca ulaştırabilmelidir. 
            Yapılan hizmetlerin performans değerlemesini yapabilecek ve bu performansın arttırılmasında etkin olabilecek unsur yerel halktır. Katılım sonucunda somut önerilere, somut yanıtlar alabilen yerel halk katılımını arttıracağı gibi bunun verimliliğinin yükselmesi için de çaba gösterecektir. Her konuda olduğu gibi yerel sorunlarda da çözüm odaklı olmak, yerel halkın memnuniyetinin artması anlamına gelecektir. Halkın, değişik projelerinin ve fikirlerinin yerel birimler tarafından değerlendirilmesi özellikle gençler arasında inovatif oluşumların hizmetler üzerindeki etkisini olumlu yönde etkileyebilecektir.
Yerel sorunlara eğilen ve çözüm arayan gençlerin bilinçli bir seçmen aynı zamanda katılımcı bir anlayış içinde olması yerel yönetimlerden yabancılaşmalarını da önleyebilecektir. İline, ilçesine, köyüne sahip çıkan, ekolojik değerlerini, tarihini, kültür mirasını, yerel halkın istemlerini anlayan bir gençliğin farkındalık yaratarak yerel yönetimlerin yönetim anlayışına katkı sağlamaları olanaklıdır. Sorun üreten değil, çözüm üreten ve özellikle yaşadıkları yerlere özgü çözümleri işlevsel hale getirebilen gençlerin yetişmesi mutlu toplum yapısını da destekleyecektir.
Demografik özelliklere göre yerel yönetimlerin üretecekleri mal ve hizmetler ihtiyaçların karşılanmasında da daha fazla etkinlik gösterebilecektir. Eğitim alanında sadece akademik anlamda değil, duygusal zekanın gelişimi ile ilgili eğitim hizmetlerinin yerel birimler tarafından verilmesi her yaş aralığındaki yerel halkın bilinçlenmesi kadar her açıdan sağlıklı bireylerin yaşadığı alanları oluşturabilecektir. Duygusal zekanın gelişimi için sanat, spor, kültür, edebiyat, hobi alanlarının genişletilmesi ve halka sunumu gibi etkinlikler “katılımın etkinliği” açısından da önem taşımaktadır.
Yerele uygun mal ve hizmet üretimine dönüşün sağlanması özellikle tarım ve tarıma dayalı alternatif hizmet alanları yanında, il, ilçe ve köylerin kendi özelinde olan üretimin yapılması için çaba gösterilmesi bunların tanıtımının uygun ve etkin koşullarda yapılması yerel yönetimlerin başarısı kadar halkın katılımının etkinliği olarak da karşımıza çıkacaktır. Kooperatifçiliğin gelişimini destekleyen ve desteklemek için projeleri olan yerel yönetimlerin “yönettikleri halka istihdam sağlamada da başarılarını” beraberinde getirebilecektir. Katılımcılık, bu tür bir anlayışın gelişiminde katkı sağlayabilecektir.
Sosyal hizmetler gün geçtikçe önemi artar bir durum almaktadır. Günümüzde yalnızlaşan veya yalnızlıkla başetmeye çalışan bireylerin bu duygulardan kurtulmasını sağlayabilecek etkin kuruluşlar yerel birimlerdir. Çocuğun, gencin, yaşlının yalnızlığına ortak olabilecek ve onu olumsuzluklara itebilecek duygulardan koruyabilecek en yakın kamusal kuruluşlar yerel yönetimlerdir. Bu yönde verilecek hizmetlerin kalitesi yerel toplumsal birçok sorunu çözümünde anahtar rolü oynayabilecektir. Kentler özellikle metropoller, kendisini kalabalıkların içinde yalnız olarak ifadelendiren kişilerle doludur. Yalnızlaşan bireyler, yönetimlere katılım yerine uzaklaşmayı tercih edebilirler, o yüzden yerel yönetimler birarada yaşamayı amaç edinen ilini, ilçesini ve köyünü kalkındırmak için katkı sağlayacak yerel halkın oluşumuna yardımcı olmalı ve “halkın yönetime katılımı” için destek vermelidir. Halkın katılımı ve bunun sürekliliği için, yerel hizmetlerin etkin bir biçimde yine yerel halka dönebileceği gerçeğini göstermekle olanaklıdır.
 
           
 
 
KAYNAKÇA
Ateş, Hamza, “Postbürokratik Kamu Yönetimi”, Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar, Editör Asım Balcı, Ahmet Nohutçu, Namık Kemal Öztürk, Bayram Çoşkun, Seçkin Yayınları, Ankara, 2003.
Azaklı/ Özkösedağ İçin, “Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunlarının Çözümünde Hizmet Öncesi Eğitim”,Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Editör Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Beta Yayınları, İstanbul, 2009.
Balcı, Asım, “Kamu Yönetiminde Hesap Verilebilirlik Anlayışı”, Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar, Editör Asım Balcı, Ahmet Nohutçu, Namık Kemal Öztürk, Bayram Çoşkun, Seçkin Yayınları, Ankara, 2003.
Çukurçayır, M.Akif / Hülya Ekşi, “Müşteri Odaklı Yönetim Tartışmalarına Yerel Yönetim Perspektifinden Bakmak”, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Editör Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Beta Yayınları, İstanbul, 2009.
Duverger, Maurice, Siyaset Sosyolojsi, Çev: Şirin Tekeli, Varlık Yayınları, İstanbul, 2004.
Gidddens, Anthony, Sosyoloji, Çev: Cemal Güzel, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2013.
Görmez, Kemal / Hatitice Özkan Sancak, “Türkiye’de Yerel Siyasette Seçmen Davranışının Dönüşümü: Ankara Büyükşehir Belediyesi Örneği”, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Editör Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Beta Yayınları, İstanbul, 2009.
Gültekin, Saadettin, Kamu Yönetimi, Akademi Yayınevi, Rize, 2002.
Heywood, Andrew, Siyaset, Çev: Bahattin Seçilmişoğlu, Adres Yayınları, İstanbul, 2012.
Jarret, Cristian, 30 Saniyede Psikoloji, Çev: Zeliha Babayiğit, Caretta Kitapları, İstanbul, 2016.
Keskin, Fatih, Politik İletişim Sözlüğü, İmge Kitabevi, Ankara, 2014.
Lipson, Leslie, Politika Biliminin Temel Sorunları, Çev: Tuncer Karamustafaoğlu, Birlik Yayıncılık, Ankara, 1986.
Ökmen, Mustafa, “Sürekli Değişme-Gelişme Sürecinde Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler”, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Editör Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Beta Yayınları, İstanbul, 2009.
Ökmen, Mustafa / Bekir Parlak, Yerel Yönetimlerde Yeni Vizyonlar, Ekin Basım Yayın, Bursa, 2015.
Özipek, Bekir Berat, Siyaset, Editör Hamit Emrah Beriş, H. Bahadır Türk, Mustafa Dirik, Çağrı Ergin, Opus Yayınları, İstanbul, 2010.
Parlak, Bekir, Yönetim Bilimi, Melisa Matbaacılık, Bursa, 2001.
Parlak, Bekir / Zahid Sobacı, Kuram ve Uygulamalarda Kamu Yönetimi Ulusal ve Global Perspektifler, Alfa Aktüel Yayıncılık, Bursa, 2005.
Parlak, Bekir / Mustafa Ökmen, Yerel Yönetimler, Kuram ve Uygulamada, Küresel ve Ulusal, Konular ve Sorunlar, Ekin Yayıncılık, Bursa, 2015.
Şahin, Yusuf, Kentleşme Politikaları, Murathan Yayınevi, Tranzon, 2010.
 
 
________________________________________
[1]Giddens, 2013:980
[2] Şahin, 2010:109
[3]Şahin, 2010:163
[4] Parlak/Ökmen, 2015:245
[5] Parlak/Sobacı, 2005:123
[6] Ökmen/Parlak, 2015:162
[7]Çukurçayır/Ekşi, 2009:154
[8]Giddens, 2013:946
[9]Giddens, 2013:948
[10] Duverger, 2004:58
[11] Parlak, 2001:310
[12] Şahin, 2010:216
[13] Şahin, 2010:218
[14]Giddens, 2013:947
[15] Gültekin, 2002:222
[16] Parlak/Sobacı, 2005:165
[17] Şahin, 2010:11
[18] Ökmen, 2009:27
[19] Özipek, 2010:189-190
[20]Özipek, 2010:191
[21] Görmez/Sancak, 2009:274
[22]Heywood, 2012:524
[23]Lipson, 1986:137
[24] Balcı, 2003:117
[25]Jarret, 2016:98
[26]Heywood, 2012:524
[27]Heywood, 2012:523
[28] Keskin, 2014:318
[29] Ateş, 2003:64
[30] Azaklı/Özkösedağ İçin, 2009:206-207
 

 

Yorum Bırakın